Kitaptan çıkarılan bölümler || 1

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Kitaptan çıkarılan bölümler || 1

Mesaj tarafından madhmazeL Bir Ptsi Ağus. 02, 2010 2:16 pm

Kitaptan çıkarılan bölümler | 1


New moondan çıkardığım en büyük bölümdür. bu 6 bölümden çıkardığım en orjinal halidir. Ben hepsinin eğlenceli olduğunu düşünüyordum, ama editörlerim benle aynı fikirde değildi. Çokta gerekli bir şey değildi bende bu bölümü feda etmek zorunda kaldım.


Sahne 1- Bella jessica ile zombi filmine gittikten bir gün sonrası.


Ender anlarda phonex'i hala özlüyordum , dürtüldüğüm durumlarda. örneğin şimdi,
maaş çekimi yatırmak içi forks federal bankasına gelmiştim.ATM’nin konforu için neler vermezdim.
yada masanın arkasındaki yabancının vereceği rahatsızlığı.
"iyi akşamlar bella ," diye selamladı beni jessica'nın annesi.
"hey mrs. stanley."
"dün akşam jessica ile dışarı çıkman çok güzeldi. çok uzun zaman olmuştu."
Bana dilini çıkarıp arkadaşça gülümsedi. İfademde birşeyler tersti, çünkü o gülümseme birden soldu, ve ellerini birden saçlarına doğru götürdü,
birkaç dakika orada takılı kaldı; elleri en az jessica'nın kiler kadar kıvrımlıydı, ve lülelerinin arasında geziniyordu.

birkaç dakika geç kaldığımı farkederek gülümsedim. Reaksiyon zamanım biraz paslanmıştı.
"evet" dedim sosyal bir ses tonuyla. " bir süredir meşguldüm bilirsiniz... okul.. iş..." listeme birkaç şey daha ekleyebilirmiyim diye düşündüm ama gerisi boştu.
"elbette" daha sıcak bir şekilde gülümsedi, muhtemelen cevabım daha normal ve düzgün olduğu için mutluydu.
Birden kendimi kandırmıyor olabileceğim aklıma geldi, o zaman gülümsemesinin altındaki sebebi anladım.
Kimbilir jessica ona geçen akşam hakkında ne anlatmıştı .bu her neyse bu hiçte doğru birşey değildi.
Ben charlie'nin kızıydım ekzantirik delilik genetik olabilirdi. Yürüyen komanın yeni kurbanı.
Benim delirmem için iyi sebeplerimin olacağına karar verdim , duyduğum sesleri saymazsak , Mrs. stanley'nin bunları gerçekten düşünüp düşünmediğini merak ettim.
gözlerimdeki kurguyu görmüş olmalıydı ,hemen arkamdaki pencereden uzağa bakmaya başladı.
çekimi tezgaha koyarken dikkatini çekmek için "iş" diye tekrarladım.
" ki bu sebeple buradayım elbette".
yeniden gülümsedi. ruju gün boyunca çatlamıştı , ve açıkça normalde sürdüğünden daha belirleyici sürmüştü.
"Newton's da işler nasıl?" diye sordu
"iyi. sezon açılıyor" dedim gözüm kapalı, hergün olympic Outfitter'ın park alanına sürdüğü düşünülürse tanınmayan arabaları görmüş olmalıydı. Muhtemelen işteki inişleri ve çıkışları benden daha iyi bilirdi.
Önündeki klavyeye basarken ilgisizce kabullendi.
Gözlerim koyu kahverengi tezgahta gezindi, turuncu çizgileriyle oldukça 70'lerin havası vardı.
Duvarlar ve halı daha doğal gri tonlarda yenilenmişti ama tezgah binanın en orjinal parçası olarak kalmıştı.
"Hmmm" Mrs. stanley olduğundan daha yüksek sesle mırıldandı. Ona ilgilenirmiş gibi baktım ,sadece yarı ilgili, masada bir yerde onu korkutan bir örümcek falanmı vardı merak ettim.
ama gözleri hala bilgisayar ekranında takılmıştı. Parmakları şimdi hareketsizdi, yüz ifadesi şaşırmış ve rahatsız olmuştu.
Bekledim ama başka birşey söylemedi.
"bir sorun mu var?" Newtonlar karşılıksız çek mi vermeye çalışmışlardı.
"hayır, hayır" diye geveledi çabukça. gözlerinde garip bir ifade ile bana bakıyordu.
bir çeşit heyecan ile engellenmiş görünüyordu. bana jessicanın öğrendiği ve söylemek için öldüğü yeni bir dedikodusu olduğu zamanları hatırlattı .
"bakiyenin çıktısını istermisin?" diye sordu bayan stanley . bu benim alışkanlığım değildi, hesabım çok yavaş büyüyordu ve pratikte
kafamda hesap tutmam çokta zor olmuyordu. Ama ses tonundaki değişiklik beni meraklandırdı.
bilgisayar ekranında onu bu kadar hayrete düşüren şey neydi.
"tabi" dedim katılarak.
bir tuşa bastı ve bilgisayar çabucak bir kağıt bastı.
"al bakalım" Kağıdı acelece çekti ama yarısını yırtmıştı.
"oops, Bunun için üzgünüm" meraklı bakışlarımla karşılaşmadan masanın etrafında bir rulo bant bulana kadar acelece dolaştı.
kağıdın iki parçasını bir araya getirip bana uzattı.
" Iıı , teşekkür ederim" dedim fısıltıyla. döndüm ve ön kapıdan dışarı çıktım, çabuk bir bakış attım ki bayan stanley' e nerede hata olduğunu söyleyebileyim.
Hesabımın 1535 dolar civarı olması gerektiğini düşündüm. ama hatalıydım burda 3250 dolar vardı daha doğrusu 3500
Ve 20 bin dolar daha extra vardı.
olduğum yerde dondum kaldım rakamları anlamaya çalışıyordum. tutar bugünkü ödemeden önce 20 bin dolar daha fazlaydı, ki üzerine doğru biçimde eklenmişti .
Kısa bir dakika durduktan sonra hesabımı derhal kapatmayı düşündüm. bir iç çektim bayan stanley nin parlak meraklı gözlerle beklediği yere geri döndüm.
"burada bir çeşit bilgisayar hatası olmalı bayan stanley" dedim ona kağıdı geri uzattım." burada sadece 1536 dolar olmalı"
güldü " bende biraz garip göründüğünü düşünmüştüm"
"rüyalarımda değilmi? bende güldüm, sesimdeki normallik beni etkilemişti.
Hızlıca tuşladı." buradaki problemi anlıyorum... 3 hafta önce 20 binlik bir yatırım , başka bankadan gibi görünüyor.
Sanırım birisi numaraları yanlış girdi."
"bunu iptal etsem başım ne kadar derde girer. " diye sordum.
ilgisizce güldü ve tuşlamaya devam etti. " Hmmm" dedi yine , alnında 3 derin çizgi oluşmuştu." bu telefon ile göderilmiş gibi görünüyor.
bunlardan çok fazla almayız. Ne var biliyormusun? bunu bir bakması için bayan Gerandy'e götürücem" sesi arkasını döndüğünde alçalmıştı.
"Charlotte meşgulmüsün?" diye seslendi.
Kimse cevap vermedi. bayan stanley hızlıca arka kapıdan çıkarak ofislerin olduğu yere gitti.
Bir dakika boyunca arkasından baktım ama geri dönen olmadı. Arkamı dönüp pencereden dışarı baktım , yağmurun camdan aşağıya süzülmesini izledim.
Yağmur sel gibi yağıyordu. Bazen rüzgarın etkisiyle eğiliyordu.Beklediğim süre boyunca takip edemedim.
Aklımı boşaltmayı denedim, hiçbirşey düşünmemeye çalıştım, ama o huzur verici yarı bilinçsizliğe geri dönemeyecek gibi görünüyordum.
Nihayet arkamda sesler duydum. Arkamı döndüğümde bayan stanley'in ve doktor Gerandy'nin eşinin yüzlerinde aynı kibar gülümsemeyle geldiklerini gördüm.
"bunun için üzgünüm bella" dedi bayan gerandy "bunu birkaç telefon görüşmesi ile açıklığa kavuşrutabilirim,
dilersen bekleyebilirsin." dedi duvar kenarındaki tahta sandalyeleri göstererek.
onlar sanki birisinin restorantına aitlermiş gibi görünüyorlardı.
"tamam "dedim. Sandalyelere doğru yürüdüm ve sağ taraftakilerin ortasındakine oturdum, bir kitabım olmasını ne çok isterdim.Bir süredir hiçbirşey okumuyordum, okul dışında.
Ve o zaman bile saçma aşk hikayeleri geldiğinde yan notlarıyla kopya çekiyordum.
Bir hayvan çiftliğinde çalışma şimdi çok rahatlık vericiydi. orada başka güvenli kitaplar olmalıydı, politik romanlar. Cinayet gizemleri. Dehşet verici cinayetler sorun değildi,
yeterki aşktan gözü dönmüş romantik alt hikayesi olmasın.

Rahatsızlık vermeye başlayacak kadar uzun sürmüştü. Sıkıcı gri odaya bakıp durmaktan sıkılmıştım, duvarında tek bir resim bile olmayan boş duvarlara.
Bayan stanley'i izleyemiyordum , kağıt yığınını karıştırıp duruyor sonra durup bilgisayar ekranında birşeyler giriyordu- bana bir kere baktı bakışlarımı yakaladığında rahatsız olup bir dosyayı elinden düşürdü.
Bayan gerandy' nin sesini duyabiliyordum, arka odadan birşeyler mırıldanıyordu, ama bana sonradan bu uzun konuşma hakkında yalan söyleyip söylemeyeceğini anlayabileceğim kadar net duymuyordum.
O kadar uzundu ki herkim olursa olsun aklını boş tutmaya çalışırdı, ama bu yakında sona ermezsen yardım için uygun olmayacaktım.
Birşeyler düşünmem gerekecekti , hemen panikledim düşünecek güvenli bir konu bulmaya çalıştım.
Bayan gerandy'nin yine görünmesi ile kurtarıldım.Ona minnettar biçimde gülümsedim,onun ince kar gibi saçlarına takıldı gözüm ilk önce.
"Bella, sakıncası yoksa bana katılırmısın?" dedi ve kulağına bastırdığı bir telefon olduğunu farkettim.
"tabikide" diye söylendim kendi kendime o kaybolurken.
bayan stanley arasından geçebilmem için tezgah'ın sonundaki kapının kilidini açtı.Gülümsemesi belli belirsizdi , gözlerime bakmadı.
Kulak misafiri olacağından yüzde yüz emindim.
Aklımdan olasılıkları geçirirken çabucak arka ofise geçtim. Birisi benim hesabımla kara paramı aklıyordu.yada belki charlie rüşvet alıyordu bende onun sırrını ortaya çıkartıyordum.
Belkide charlie bir çetedeydi , haraç kesiyordu ve parayı aklamak içinde benim hesabımı kullanıyordu.
Charlieyi bir çetedeyken hayal edemiyordum. Belkide Phil'di. Hem phil'i ne kadar iyi tanıyordum ki?

Bayan Gerandy hala telefondaydı ve çenesiyle masanına dönük olan metal sandalyeyi işaret etti. Bir zarfın arkasını acelece karalıyordu. Oturdum, Philin karanlık bir geçmişi olup olmadığını merak ediyor yada hapse girip girmeyeceğimi düşünüyordum
Bayan gerandy telefon ahizesini kapatmadan önce gülümsedi.Kızgın yada öfkeli görünmüyordu. Daha heyecanlı ve aklı karışmış. Bu bana koridordaki bayan stanley'i hatırlattı. Bir saniyeliğine kapının arasından sıçrayıp onu korkutmayı düşündüm
Ama bayan gerandy konuştu.
"evet, sanırım senin için iyi haberlerim var... Bunun hakkında nasıl bilgilendirilmedin merak ediyorum. " bana eleştirir gibi baktı, sanki alnıma vurup " oh şu 20 bin dolar!..." dememi bekler gibi. " tamamen aklımdan kaybolmuş"
"iyi haberler mi?" diye sordum. Kelimeler sanki bu hatanın onun çözmesi için çok karmaşıkmış ve benim birkaç dakika öncesinden daha fazla zengin olduğumun etkisi altındaymış gibi söylenmişti.
"peki, eğer gerçekten bilmiyorsan... tebrikler! Bir bursla ödüllendirilmişsin..."önüne karaladığı notlara baktı " The pacific Northwest trust'tan"

"bir Bursmu?" inanmamış gibi tekrarladım .
"evet gerçekten heyecan verici değil mi?, tanrım, istediğin her okula gidebilirsin artık!
Bu kusursuz bir andı, şimdi benim geleceğim için çok mutluydu, ama ben paranın tam olarak nereden geldiğini biliyordum.
Aniden bastıran öfkenin , şüphenin, kızgınlığın ve acının etkisiyle sakince konuşmaya çalıştım.
"bir burs benim hesabıma 20 bin dolar nakit paramı yatırmış?" " okul için , ki benim bu parayı okul için harcayıp harcamayacağımdan emin olmalarının hiçbir yolu yokken?"
Tepkim onun bozulmasına sebep oldu. Sözlerimi üzerine aldığı belli oluyordu .
"parayı bu şey için harcamamak aptalca olur bella hayatım , bu hayatta bir kere ele geçen bir şans"
"tabikide" dedim. " ve bu pasicif Northwest Trust kurumu beni neden seçmişlerdi?"
yine notlarına baktı, ve benim tonum yüzünden kaşlarını çattı.
"bu çok itibarlı - bunun gibi bursları her sene dağıtmıyorlar."
"bahse girerim..."
Bana imalı bir bakış attı "Seattle'da ki bankanın bu hesabı kontrol eden bölümündeki yönetici adam bana geri döndü. Bu bursun hak etme , cinsiyet ve konuma göre verildiğini söyledi.
genelde küçük kasabalarda yaşayan ve daha büyük şehirlerdeki öğrenciler kadar büyük olanaklara sahip olmayan kız öğrencilere veriliyormuş."
Bu birinin bizimle dalga geçtiği izlenimini verdi.
"hak etme ?" dedim onaylamayarak " benim 3,7 puan ortalamam var .kasabada benden daha iyi ortalamaya sahip en az 3 öğrenci sayabilirim ki içlerinden biride jessica-
bu bursu ben hiç istemedim"
şimdi iyice bozulmuştu , kalemini yerden alıyor ve yine yere koyuyordu, endişeli şekilde başparmağı ve işaret barmağı arasında asılı duruyordu.
Aldığı notları yeniden gözden geçirdi.
"bunada değinmişti..." zarfa bakmaya devam etti benim tavrımla ne yapacağına emin değildi." başvuruları kabul etmiyorlar. Daha önce gönderilen ve reddedilen başvurular arasından seçiyorlar ve kendilerine göre en adil gördükleri öğrencilere veriyorlar bu bursları."
senin ismini daha önce Washington üniversitesine gönderdiğin erdem'e dayanan parasal yardım konulu bir başvurudan almışlar. "
Dudağımın kenarlarının düştüğünü hissettim. Bu başvurunun reddedildiğini bilmiyordum. Bu olaydan çok önce gönderdiğim birşeydi...
Ve diğer seçeneklerimi hiç takip etmemiştim. Geleceğe odaklanabileceğimi hiç düşünmüyordum. ama washington üniversitesi beni forks'a ve charlie'ye yakın tutacak tek okuldu.
"Reddedilen başvurulara ulaşmayı nasıl beceriyorlar?" diye sordum monotonca.
"bilmiyorum hayatım "bayan gerandy mutsuzdu. Heyecan görmek istedi ama düşmanlık görüyordu.
Keşke bu negatifliğimi açıklayabileceğim bir yol olsaydı ,bunun ona karşı bir şey olmadığını."ama yönetici numarasını bıraktı,
eğer bir sorun olursa-onu arayabilirsin. eminim o seni bu paranın gerçektende senin için iyi anlama geldiğine inandıracaktır."
Buna hiç şüphem yoktu. "Numarayı almak isterim"
Bir kağıda yazdı. Bankaya bir ara post-it bağışında bulunmayı aklımın bir kenarına yazdım.
Numara uzak mesafeye aitti. "sanmam ama bir e-mail adresi bıraktımı?" diye sordum. Charlie nin faturasını kabartmak istemiyordum.
"Aslında bıraktı " gülümsedi., istediğim birşeye sahip olduğu için mutlu olmuştu.Masanın karşısına uzanıp başka bir kağıt daha aldı ve yadı.
"Teşekkürler, Eve gider gitmez en yakın zamanda onunla iletişime geçeceğim" ağzım çizgi halini almıştı.
"tatlım" dedi bayan gerandy "bunun için mutlu olmalısın . bu harika bir fırsat "
"haketmediğim bir 20 bin doları almayacağım " diye cevapladım , sesimdeki öfkenin sınırını kontrol ederek.
dudaklarını ısırdı ve yine yere doğru baktı . Oda benim deli olduğumu düşünüyordu. pekala , bende ona bunu seslice söyletecektim.
"ne?..."
"bella..." durakladı,dişlerimi sıkarak bekledim. "Bu 20 bin dolardan daha fazla"
"afedersin?..."dedim boğularak "daha fazlamı?"
"20 bin dolar başlangıçta ödenen para aslında.Ve öğrenim hayatın boyunca her ay 5 bin dolar daha alacaksın.Eğer yüksek okula gidersen bile sana ödeme yapmaya devam edecekler. " bunları bana söylediğinde yine heyecanlanmıştı.
"nasıl?" diyebildim ancak.
"ne demek istediğini anlamıyorum"
"ayda 5 bin doları nasıl alacağım"
"Senin buradaki hesabına aktarılacak" dedi.
Birkaç saniyelik bir duraklama oldu.
"bu hesabı şimdi kapatacağım" dedim düz bir sesle.
ciddi olduğumu anlaması için 15 dakika geçmesi gerekti. Bunun neden kötü bir fikir olduğuna dair bitmeyen sebepler sıraladı.
sonunda bana 20 bin doları vermek için endişelendiğini anlayana kadar tartıştım.O kadar para elde taşınabilirmiydi.
"bakın bayan gerandy" dedim ona "Sadece 1500'ümü çekmek istiyorum, eğer çok zor olmayacaksa geri kalan 20 bini geldiği yere geri transfer edemezmisiniz?
şimdi bunu doğrulatacağım- elimdeki kağıda baktım- bay isaac randall. Bu gerçekten bir hata olmalı"
Bu onu rahatlatmışa benziyordu.
Yaklaşık 20 dakika sonra bir rulo 100 lük , bir yirmilik ,bir 10 luk ,bir 5 lik , bir 1'lik ve 50 cent cebimdeydi.
Büyük bir ferahlamayla bankadan çıktım. bayan gerandy ve bayan stanley tezgahta yanyana duruyorlardı arkamdan kısık gözlerle bakıyorlardı.

sahne-2 Motorsikletleri aldığı ve jacob'ı ziyaret ettiği aynı gecede.


Kapımı arkamdan kapattım ve cebimden kolej için biriktirdiğim parayı çıkardım.Oldukça küçük bir ruloydı ve avucuma sığıyordu. Onu birbiri ile uymayan bir çift çorabın içine tıkıştırdım. Ve iç çamaşırı dolabıma geri koydum. Muhtemelen bir şey saklamak için en orijinal yer değildi , ama daha sonra daha yaratıcı bir şeyler uydururdum. Diğer çorabıma ise Isaac randall’ın telefonu ve e-mail adresinin yazıldığı bir tomar kağıdı koydum.onları dışarı çıkardım ve klavyenin yanına koydum. Bilgisayarın düğmesine bastım , ekran yavaşla parlarken topuğumu yere vuruyordum.
Bağlandığımda bedava e-mail hesabımı açtım . Hesaba gelen dağ gibi spam mailleri temizlemek için ağırdan aldım, birkaç önce renee’ye yazmıştım . nihayet uzun bir uğraş sonunda yeni bir gönderi sayfası açtım .
Mail adresi “irandall “ diye başlıyordu ki böylece tam olarak konuşmak istediğim kişiye hitap edebilirdim.

Sayın bay Randall , diye yazdım.
Umarım bu öğleden sonra forks federal bankasından bayan gerandy ile yaptığınız konuşmayı hatırlıyorsunuzdur.Benim adım isabella swan , ve sözüm ona benim pacific Northwest trust şirketinden çok cömert bir burs kazandığım yönünde bir izlenim altındasınız.

Çok üzgünüm , ama bu bursu kabul edemem. Şimdiden bana transfer ettiğiniz paranın geldiği yere geri gönderilmesini istedim , ve hesabımı fork federal bankasından kapattım. Lütfen bu bursu farklı bir aday için kullanın.

Teşekkürler , I.Swan.

Bunu doğru olarak yazmak için birkaç deneme yapmak zorunda kaldım- Formaliteye uygun ve Açıkça bir son

Göndermedem önce 2 kere okudum. Bay randall’ın ne tür bir yönetimde olduğuna emin değildim ama cevabımda bir herhangi bir açık göremiyordum.


Sahne 3 – Jacob ve belanın motorsiklerle yaptıkları buluşmadan sonraki birkaç hafta sonra….

Geri döndüğümde posta kutusunda mektuplara baktım. Reklamları ve faturaları ardan çabucak çıkardım , taki en alttaki mektubu görünceye kadar.
Sıradan bir iş zarfına benziyordu, bana yazılmış- ismim elle yazılmıştı ki bu hiçte sıradan değildi.Döndürüp ilgiyle adrese baktım .
Bu ilgi aniden sinir bozucu bir mide bulantısına döndü .Mektup Pacific Northwest trust , burs dağıtım ofisindendi. İsmin altında sokak numarası falan yoktu.
Bu muhtemelen benim reddime karşın formalite icabı bir şeydir dedim kendi kendime.Gergin hissetmek için hiçbir sebep yoktu.
Geri kalan mektupları Charlie için masaya bıraktım. Kitaplarımı oturma odasının zeminine yığdım ve aceleyle yukarıya çıktım. Öncelikle odamdaydım , kapıyı kilitledim ve zarfı yırtarak açtım. Öfkeli kalmam gerektiğini hatırladım. Öfke anahtardı.
Sevgili bayan Swan ,
İzin verin sizi Pacific northwest trus’ın sağladığı J. Nicholls bursunu kazanmanızdan dolayı resmen tebrik edeyim. Bu burs çok seyrek verilir ve siz burs dağıtım komitesinin sizin isminizi oybirliğiyle seçmesinden ötürü gurur duymalısınız.
Burada sizin burs paranızım verilmesinde birkaç ufak zorluk var , lütfen bununla kendinizi endişelendirmeyin. Bunları ben kendim halledicem size zahmet vermemek için. Lütfen ilk ayki paranızda dahil olmak üzere 25 bin dolarlık bir kapatılmamış kasa çekinizi alın.
Sizi başarınızdan ötürü birkez daha tebrik ediyorum. Lütfen gelecekteki okul kariyerinizi için tüm pacific Northwest kurumları tarafından gönderilen iyi dilekleri kabul edin

İçtenlikle,
I.Randall

Öfke hiç problem değildi. Zarfa baktım ve emindimki içinde bir çek vardı. “ bu insanlarda kim? “ diye kükredim düşlerimin arasından zarfı ellerimin içinde ezip top haline getirirken.

Öfkeyler çöpe fırlattım bay randall’ın telefon numarasını buldum. Uzun mesafe olup olmaması umrumda değildi—bu gerçekten çok kısa bir konuşma olacaktı.
“ ah kahretsin” diye tısladım. Çöp kutusu boştu. Charlie benim çöpümü dışarımı çıkarmıştı.zarfı çekle beraber çıkarıp yatağımın üzerinde düzleştirmeye çalıştım. Bu şirketin kağıdıydı üstte siyah fonda Pacific Northwest burs dağıtımı departmanı yazıyordu ama başka hiçbir bilgi yoktu , hiçbir adres , hiçbir telefon numarası yoktu.
“kahretsin!”

Yatağımdan aşağıya indim ve sakin düşünmeye çalıştım. Görünen o ki beni görmezden geliyorlardı. Hislerimi açıklayamıyordum, yani bu bir tür yanlış anlaşılma değildi. Muhtemelen telefonda etsem sonuç değişmeyecekti.
Yani yapacak tek bir şey vardı.
Kağıdı yine buruşturdum , zarfı ve çeki iyice ezdim ve aşağıya indim.
Charlie oturma odasındaydı, yüksek sesle televizyon izliyordu.
Mutfak lavobosuna gittim,ve kağıt topunu içine attım.bir kutu kibrit bulana kadar içi gereksiz şeylerle dolu dolapları kurcaladım. Bir tane buldum dikkatlice yaktım ve kağıtın üzerine fırlattım.Birtane daha yaktım aynı şeyi yaptım, sonunda 3. de kağıt tutuşmaya başlamıştı ve birbaşkasına gerek kalmamıştı.
“bela” diye seslendi Charlie. Hızlıca musluğu açtım Su ateşin üzerine düştüğünde kağıdın küllerinin uçuşmasında tatmin olmuş hissettim.
“evet baba?” Kibritleri çabucak dolaba geri koydum ve kapattım.
“duman kokusu aldınmı?”
“hmph”
Lavoboyu iyice yıkadım , içinde tek bir kül parçasının kalmadığından emin olmak için iyice kontrol ettim.
Odama geri döndüm, yatıştığımı hissediyordum.Bana istedikleri kadar çek gönderebilirler diye düşündüm pispis gülerek her zaman daha fazla kibritim olacak.

Sahne-4: Jacob’ın ondan uzak durduğu zamanlarda.


Kapının eşiğinde bir fed-ex zarfı vardı.Merak içinde yerden ladım,floridadan gelmesini bekliyordum ama seattle’dan gönderilmişti.
Bana gönderilmişti charliye değil, Bende masaya gittim ve yırtarak açtım.
Koyu renk Pacific Northwest trust logosunu gördüğümde mide bulantısının geldiğini hissedebiliyordum.En yakın sandalyenin üzerine düştüm zarfa bakarak ve öfke yavaş yavaş gelmeye başlıyordu.
Bunu okuyamıyordum bile kaldıki çokta uzun değildi. Ters çevirdim ve dikdörtgen zarfa bakakaldım ve altında ne olduğunu gördüm. Bu kabartmalı bir zarftı .Açmaya korkuyordum, ama çığlık atacak kadar öfkeliydim en nihayetinde.
Ağzım çizgi halini almıştı , baş edebileceğim yeterince şeyim vardı zaten. Hatırlatmaya yada rahatsız edilmeye ihtiyacım yoktu.
Şoktaydım ama hala şaşkın değildim. Daha ne olabilirdi ki ama – 3 kat ince para yığını lastik bantla toplanmıştı. Değerlerine bakmadım bile .Elime ne kadar para tutuşturmaya çalıştıklarını tam olarak biliyordum.Bu 30 bin dolar olmalıydı. Zarfı yavaşça kaldırdım, lavoboya doğru döktüm . kibritler en üst çekmeceydi, onları bıraktığım yerde.birtanesini aldım ve çaktım.
Garip zarfa bakarken yanıp durdu elimde.parmaklarımı kibriti düşürmek için hareket ettiremedim. Kibriti elimi yakmadan sallayarak söndürdüm, yüzüm iğrenmiş bir şekle dönmüştü.
Mektubu masadan aldım , yine top haline getirdim lavoboya attım . yine kibrit yaktım ve kağıdın üzerine itekledim , o parlarken yüzümde vahşi bir tatmin ifadesiyle baktım.bu sadece ısınma turuydu. Bir tane daha yaktım ,yine o yanarken zarfın üzerine tuttum . kendimi 30 bin doları yakmak için zorlayamıyordum .
Peki şimdi bununla ne yapacaktım? Geri gönderebilmek için hiçbir adres yoktu elimde- Bu şirketin aslında varolmadığı apaçık ortadaydı.
Sonra aslında bir adresim olabileceğini fark ettim. Parayı fed-ex kutusuna geri koydum üzerindeki adımın yazığı etiketi sökmüştüm yani bunu bana geri gönderemezlerdi ve dışarı kamyonuma gittim.yol boyunca kendime bu hafta motorsikletlerle aptalca bir şeyler yapma sözü verdim. Eğer zorunda kalırsam dublörler gibi zıplardım bile.
Sürdüğüm her metreden nefret ettim. Ağaçların arasından geçtim ,dişlerimi sıkıyordum çenem ağrıyordu.Bu akşam kabuslar geri dönecekti- sadece istemek yeterdi. Ağaçlar iyice dallanmıştı bende onları iterek arasından geçtim arkamda bir çizgi bırakarak ilerliyordum. Ön basamaklarda durdum asabi biçimde fırladım.
Ev tıpkı eskisi gibi görünüyordu , acıverici biçimde boş ve ölü. Kendi duygularımı korumaya çalıştığımı biliyordum ama bu bakış açımı değiştirememişti. Bir dakikalığına yine bir zombiye dönüşebilmeyi diledim , ama uyuşukluk uzun süre önce gitmişti.
Kutuyu dikkatlice terkedilmiş evin basamaklarına bıraktım , ve ayrılmak üzere geri döndüm.
İlk basamakta durdum, kapının önüne öylece bir kutu parayı bırakamazdım. Neredeyse yakmak kadar kötü bir şeydi bu.
Gözlerimi yerde tutarak iç çektim, geri döndüm ve kutuyu aldım. Beklide sadece iyi bir şeye bağışlayabilirdim.Kan hastalıklarına karşı insanlara yardım eden bir hayır kurumuna belki yada onun gibi bir şey.
Ama kafamı salladım kamyona geri dönmeliydim.Bu onun parasıydı ve kahretsin bunu sürdürecekti.Eğer onun verandasından çalınacaksa bu onun suçuydu benim değil.
Pencerem açıktı ve ondan kurtulmalıydım sadece kutuyu elimden geldiğince kapıya yakın fırlattım. Nişan kabiliyetim hiçbir zaman iyi olmamıştı.Kutu camı sanki bir çamaşır makinesi fırlatmışım gibi kocaman bir delik açarak seslice parçaladı.

“ah kahretsin” dedim sesilice yüzümü ellerimle kapatarak.
Yaptığım şeyi bilmeliydim , herşeyi sadece daha da kötüleştiriyordum . şanslıyım ki öfke yine kendini gösterdi. Bu onun hatasıydı diye hatırlattım kendime. Ben sadece onun
evine geri dönmüştüm. Bu onun sorunuydu ,bu şeyleri o bana yaptırıyordu.Ayrıca cam kırılması sesi oldukça rahatlatıcıydı. Beni biraz daha iyi hissettirmişti.
Kendimi inandırmaya çalışmıyordum ,ama kamyona binip geri döndüm umursamıyordum. Bu parayı geldiği yere gönderebileceğim en yakın yoldu. Şimdi gelecek ayki ödemeleri nereye bırakacağımı biliyordum. Bu yapabileceğimin en iyisiydi.
Bunu eve dönerken yüzlerce kez yine düşündüm. Eve döndüğümde telefon rehberini alıp bir camcı bulmaya çalıştım ama burada yardım isteyebileceğim yabancı hiç kimse yoktu. Adresi nasıl tarif edebilirdim.Charlie beni Vandalizm yaptığımdan dolayı tutuklarmıydı?

Sahne-5 Bella'nın uçurumdan atlaması sonrası ve alice’in onu görmeye geldiği ilk gece

“jasper seninle gelmek istemedimi?”
“müdahele etmemi onaylamadı”
Burnumu çektim “ tek kişi sen değildin”
Katışaltı ama sonra rahatladı.” Bunun ön kapıdaki camda oluşan delikle ve yerlere saçılmış yüzlerce dolarla bir ilgisi varmı?”

“evet var” dedim kızgınca. “pencere için üzgünüm bir kaza oldu”
“bu genellikle seninle birlikte olurdu “ “ ne yaptı “
“Pacific northwest trust bursu denilen bir şeyle ödüllendirildim . bu tartışmaya açık değildi.Benim o olduğunu anlamamı istediğini hayal edemiyorum, ama umarım benim aptal olduğumu düşünmüyordur”
“neden, koca dolandırıcı ” dedi alice mırıldayarak
“kesinlikle”
“ve bana bakmamamı söyledi” kafasını öfkeyle salladı.


Sahne-6 italyadan döndükleri geceden sonra edwardla belanın odasında


“ortada tehlikenin sana benim olduğumdan daha fazla karşı koyamaması için bir sebepmi var?”

“tehlike denemiyor” deye fısıldadım.
“elbette sen dışarıda tehlikeyi ararken kulağa çok mantıklı geliyor . ne düşünüyordun bella? ……….

Sesi öncekinden daha acılı ve öfkeliydi.
“neden? Bu seni ilgilendirmez “ dedim utanarak.
“ aslına bakarsan senin bana aptalca bir şey yapmayacağına söz verdiğini hatırlıyorum”
Kanıtım çok kesindi “ ve sende hiçbir şekilde karışmayacağına dair söz vermemişmiydin?”
“”sen çizgiyi aştığın zamanlarda, ben kendi üzerime düşeni yerine getiriyordum”
“ah öylemi sence.? 3 kelime Edward : Pacific . Northwest . Trust.”
Başını kaldırdı ve yüzüme baktı : ifadesi tamamen kalı karışmış ve masumdu- fazla masum.” Bunun benimle ilgili bir şeymi olması gerekiyor”
“ bu küfür gibi” “ benim aptal olduğumu mu sanıyorsun ?”
“neden bahsettiğin hakkında hiçbir fikrim yok” dedi gözleri kapalı
“herneyse” diye mırıldandım.


Sahne-7 burdaki sonuç : bunun cullen’ların evine gidip oylama yaptıkları aynı gece/gündüz olması


Aniden verandanın ışığı açıldı ,esme’nin kapının eşiğinde beklediğini görüyordum.Dalgalı karamel renkli saçları geriye taranmıştı , ve elinde bir çeşit sürgü vardı.

“herkez evdemi?” diye sordum umut içinde merdivenleri tırmanırken.
“evet, herkez burda “ ve o konuşurken aniden pencereler aydınlandı.en önce kim bizim farkımıza vardı diye bakmaya çalıştım ama ön taraftaki ince gir tabakaya gözüm takıldı . Cama bir bakış attım ve esme’nin ne yaptığını fark ettim.
“ah kahretsin esme , cam için gerçekten çok üzgünüm , ben halledecektim…..”
“bunu için endişelenme” diye böldü gülerek” alice bana hikayeyi anlattı ve söylemem gerek o amaçla yaptığın şey için seni suçlamıyorum”o sırada bana bakan oğluna dik dik attı. Tek kaşım kalktı . Uzağa bakıyordu ve hediye atlar hakkında bir şeyler mırıldanıyordu”


Stephenie Meyer


| Alıntıdır |
avatar
madhmazeL
İnsan
İnsan

Mesaj Sayısı : 123
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 24/07/10
Yaş : 23

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz